Yazar Notu: Bu yazıda hayatını anonim olarak ifşa ettiğim insanlardan içtenlikle özür diliyorum. Ama açıkçası kişisel gizliliğe de inanmıyorum yani öyle ya da böyle birileri illaki bilir. Ama ben yine de adınızı kullanmayacağım.
Sevgili bulog, artık hayat o kadar da zor gelmiyor. Ya da önemli.
Sevgili bulog, artık umutlarım genel olarak grip sonrası sümük problemi gibi. Sadece arada içimi gıcıklıyor.
Sevgili bulog, artık sisteme karşı gelmek canımı yakmıyor.
Sevgili bulog, artık aşağılanmak çok da umrumda değil.
Sevgili bulog, benim bir arkadaşım var. Babası kanser oldu, eski sevgilisi vefat etti.
Sevgili bulog, arkadaşımın ailesi sevgilisinin anne babasını ziyaret edip hallerini hatırlarını sorduğu için ona kızıyor.
Sevgili bulog, bugün o kız ağlıyordu. Benim de midem çok kötüydü. Yanına gidip teselli etmedim ve ön sırada uyudum. Çünkü yanında ağlarken alık alık ona bakıp, boş laflar etmem onun bir işine yaramayacaktı.
Sevgili bulog, önemli bir sorunum varmış gibi hissedemiyorum.
Sevgili bulog, bugün yeni insanlarla tanıştım.
Sevgili bulog, bir anneyle çocuğunun ilişkisini görüp keşke benim de böyle bir annem olsaydı demek çok acı bir şey.
Sevgili bulog, bugün yeni insanlarla tanıştım demiştim ya, işte onlar arkadaşımın ziyaret ettiği anne babaydı.
Sevgili bulog, keşke benim de öyle bir babam olsaydı.
Sevgili bulog,
İlla ki birilerinin ölmesi mi gerekiyor?
Sevgili bulog, annem bana araba çarptığını bir ay sonra öğrenmişti. Öğrenince ağlayıp bana sarılmıştı. Kendimdem tiksindim.
Sevgili bulog, bana araba çarpınca hastahanede babam başımı okşamıştı. Babamdan nefret ediyorum.
Sevgili bulog, kimse beni adam yerine koyup da dinlemiyor. Herkes beni kendine göre düzeltmeye çalışıyor. Ben hamur değilim.
Sevgili bulog, bir gün kontrolümü kaybedip katil olmaktan çok korkuyorum.
Sevgili okur, nolur evlenme ya da çocuk yapma. Hayatımı bu hale getiren insanlardan nefret ediyorum.
Sevgili bulog, yarın biyoloji yazılım var. Güle güle.
14 Ocak 2015 Çarşamba
8 Aralık 2014 Pazartesi
Besinlerin Boksitlenmiş Kalıntısı
18 yaşına girince birden bire olgunlaşmıyorsunuz.
Gelmemin tek nedeni wördpiresin 5 dakikadır açılmamış olması. Hatta an itibarıyla 6. Açıkçası açılsaydı gelip de buraya da yazmazdım.
Hayatımın en boktan yılını yaşıyorum. 3. sınıfta öğretmen yanıma bir erkek oturttu diye (ki o da bebenin alasıydı) doğum günümde içten içe ağladığımdan beri açık ara en büyük dış etmen kaynaklı çöküşüm diyebilirim.
Nasıl bir psikolojik alt yapım var bilmiyorum ama buradan bu lağamı kurmama büyük katkılar sağlayan çevreme lanet dolu teşekkürler sunuyorum.
Wörd press açıldı.
Her neyse.
Yakın zamanda ölürsem belki birileri görür diye yazıyorum. Çünkü ölürsem ve siz bunları anlayamazsanız yazık olur.
Hepinizden gerçekten nefret ediyorum. Sizin için önemli değilken önemliymişim gibi davranmaya çalışmanızdan bıktım.
Ben bir sığınak değilim. Dikkat dağıtıcı unsur değilim. Dünyadan kaçmak için beni kullanmayın.
Ben acı çekerken kafası okşanacak bir film karakteri veya köpek değilim. Sadomazoysanız gidin başkalarına bulaşın. İnanın canıma yetti.
You cant fucking unlock my tormented past. Henüz o kadar düşmedim. Kendi başıma gelen boklarla kendim uğraşabiliyorum. Ama bir bok anlıyormuş gibi de davranmayın. Aileniz asla size öyle davranmadı. Bokluğun alemi yok.
Hayatımda tanıyıp da nefret etmediğim bir insan bulabilen kişiye büyük ikramiye.
Herkes benden o kadar tiksiniyor ki ne yapıp da bu kadar tiksinme uyandırıcı bir insan olduğumu anlayamadım. Tamam ideal insan değilim de gayet de idare ederim.
O kadar tipsizsem yüzüme bakmayın.
Adını bilmediğim insanlar bir bok varmış gibi bana asker arkadaşlarıymışım gibi davranınca ağızlarını duvarla bir etmek istiyorum. KENDİNİZİ TATMİN ETMEK İÇİN BENİ KULLANMAYIN.
İyice şizoid bozması bir ite dönüştüm.
Herkes bok yesin.
Gelmemin tek nedeni wördpiresin 5 dakikadır açılmamış olması. Hatta an itibarıyla 6. Açıkçası açılsaydı gelip de buraya da yazmazdım.
Hayatımın en boktan yılını yaşıyorum. 3. sınıfta öğretmen yanıma bir erkek oturttu diye (ki o da bebenin alasıydı) doğum günümde içten içe ağladığımdan beri açık ara en büyük dış etmen kaynaklı çöküşüm diyebilirim.
Nasıl bir psikolojik alt yapım var bilmiyorum ama buradan bu lağamı kurmama büyük katkılar sağlayan çevreme lanet dolu teşekkürler sunuyorum.
Wörd press açıldı.
Her neyse.
Yakın zamanda ölürsem belki birileri görür diye yazıyorum. Çünkü ölürsem ve siz bunları anlayamazsanız yazık olur.
Hepinizden gerçekten nefret ediyorum. Sizin için önemli değilken önemliymişim gibi davranmaya çalışmanızdan bıktım.
Ben bir sığınak değilim. Dikkat dağıtıcı unsur değilim. Dünyadan kaçmak için beni kullanmayın.
Ben acı çekerken kafası okşanacak bir film karakteri veya köpek değilim. Sadomazoysanız gidin başkalarına bulaşın. İnanın canıma yetti.
You cant fucking unlock my tormented past. Henüz o kadar düşmedim. Kendi başıma gelen boklarla kendim uğraşabiliyorum. Ama bir bok anlıyormuş gibi de davranmayın. Aileniz asla size öyle davranmadı. Bokluğun alemi yok.
Hayatımda tanıyıp da nefret etmediğim bir insan bulabilen kişiye büyük ikramiye.
Herkes benden o kadar tiksiniyor ki ne yapıp da bu kadar tiksinme uyandırıcı bir insan olduğumu anlayamadım. Tamam ideal insan değilim de gayet de idare ederim.
O kadar tipsizsem yüzüme bakmayın.
Adını bilmediğim insanlar bir bok varmış gibi bana asker arkadaşlarıymışım gibi davranınca ağızlarını duvarla bir etmek istiyorum. KENDİNİZİ TATMİN ETMEK İÇİN BENİ KULLANMAYIN.
İyice şizoid bozması bir ite dönüştüm.
Herkes bok yesin.
22 Kasım 2014 Cumartesi
(In)fluenza
Telefondan girdiğimde blogger bloglarının sonunda hep bir .in takısı oluyor. Neden merak ediyorum (dedi B planı meslek skalasında bilgisayar mühendisliği olan (ama çalışmayan ve böyle giderse B planında çiftlikte öküz taklidi yapmak yer alacak olan) varlık.)
(Bu arada A planım sonsuz yatış yanlış anlamayın)
Gerçi emin değilim ama o blogspot.in şeysini rüyamda da görmüş olabilirim.
Grip oldum. Ölüyorum. Hayatımda içmediğim çayların hepsini son bir haftada içtim. Hala çaylardan nefret ediyorum ama boğazımı jiletle kesilmiş gibi hissettiren kısımlarını yakmaları içgüdüsel bir iyileşme hissi izlenimi veriyor o yüzden şimdilik bitki çaylarına olan nefretimi dile getirmeyeceğim. (Kurduğum cümleyi anlamadım.)
Sümkürürken kulağım tıkandığı için (sanırım iç kulağım tıkandı) dengemi kaybedip duvara tosladım ve yoluma devam ederken yerle 45 derecelik açı yaparak yürümeye çalıştım.
DERSHANEDEN NEFRET EDİYORUM.
OKULDAN NEFRET EDİYORUM.
Optik - Düz aynalar&Gölge konuları adeta mazlumların dostu. Bir bok bilmeseniz bile yeterince gerizekalı değilseniz yapabiliyorsunuz.
Organik kimyayı gavurlar üniversitede görürken biz niye şimdi görüyoruz? Şimdiye kadar zor bir tarafını görmedim o yüzden rahatım ama ne bileyim çok saçma.
İki gün önce burnumun akması dolayısıyla uyuyamadım.
En sevdiğim fanficlerin devamı gelmiyor.
Daha da çalışmazsam Allah çarpacak bence.
Arada bir birileri zeki olduğumu söylüyor ama bence gerizekalıyım. Çünkü zeki olmak fırsatları değerlendirebilmek, beynini çalıştırıp azdan çoğa ulaşmak gibi bir şey sanırım benim gözümde. (İnsanlar sanırım bunu başarı olarak tanımlıyor ama bence eğer bir insan gerçekten zekiyse başarılı da olmalıdır. Yani sanırım, eskiden böyle düşünüyordum en azından. Şu an bilmiyorum.)
Şablonum o kadar malca ki ve ben o kadar üşengecim ki muhtemelen uzun bir süre değiştirmeyeceğim. Zaten değiştirince de bir şeye benzemiyor, sadece zamanımı alıyor çünkü internet çok yavaş.
Adam akıllı bir şey yazamıyorum çünkü beynim sümüklerim tarafından perdelendi. Ve televizyon izlemek hem çok saçma hem de başımı ağrıtıyor.
(Bu arada A planım sonsuz yatış yanlış anlamayın)
Gerçi emin değilim ama o blogspot.in şeysini rüyamda da görmüş olabilirim.
Grip oldum. Ölüyorum. Hayatımda içmediğim çayların hepsini son bir haftada içtim. Hala çaylardan nefret ediyorum ama boğazımı jiletle kesilmiş gibi hissettiren kısımlarını yakmaları içgüdüsel bir iyileşme hissi izlenimi veriyor o yüzden şimdilik bitki çaylarına olan nefretimi dile getirmeyeceğim. (Kurduğum cümleyi anlamadım.)
Sümkürürken kulağım tıkandığı için (sanırım iç kulağım tıkandı) dengemi kaybedip duvara tosladım ve yoluma devam ederken yerle 45 derecelik açı yaparak yürümeye çalıştım.
DERSHANEDEN NEFRET EDİYORUM.
OKULDAN NEFRET EDİYORUM.
Optik - Düz aynalar&Gölge konuları adeta mazlumların dostu. Bir bok bilmeseniz bile yeterince gerizekalı değilseniz yapabiliyorsunuz.
Organik kimyayı gavurlar üniversitede görürken biz niye şimdi görüyoruz? Şimdiye kadar zor bir tarafını görmedim o yüzden rahatım ama ne bileyim çok saçma.
İki gün önce burnumun akması dolayısıyla uyuyamadım.
En sevdiğim fanficlerin devamı gelmiyor.
Daha da çalışmazsam Allah çarpacak bence.
Arada bir birileri zeki olduğumu söylüyor ama bence gerizekalıyım. Çünkü zeki olmak fırsatları değerlendirebilmek, beynini çalıştırıp azdan çoğa ulaşmak gibi bir şey sanırım benim gözümde. (İnsanlar sanırım bunu başarı olarak tanımlıyor ama bence eğer bir insan gerçekten zekiyse başarılı da olmalıdır. Yani sanırım, eskiden böyle düşünüyordum en azından. Şu an bilmiyorum.)
Şablonum o kadar malca ki ve ben o kadar üşengecim ki muhtemelen uzun bir süre değiştirmeyeceğim. Zaten değiştirince de bir şeye benzemiyor, sadece zamanımı alıyor çünkü internet çok yavaş.
Adam akıllı bir şey yazamıyorum çünkü beynim sümüklerim tarafından perdelendi. Ve televizyon izlemek hem çok saçma hem de başımı ağrıtıyor.
15 Kasım 2014 Cumartesi
Algıda Sıçıcılık
(Muhtemelen geceleri uykusundan uyanınca telefonundan kendi blogunu okuyup, gülen ve kendini haklı bularak felsefik sularda kayıkla gün batımına yolculuk eden tek mal benim.)
Gekkan Shoujo Nozaki-kun'da 10. bölüme kadar güncel takip etmeyi başardıktan sonra gerisini koyvermemin ardından keskin bir U dönüşü yaparak 11 ve 12. bölümleri sonunda yükledim. Şu an izleyesim gelmiyor ama biraz karıştırdım ve son sahnede tam 'Eeeeüüğğğ shipe bağladılar ablama döktüğüm diller ettiğim inkarlar boşa gitti...' derken öyle bir sonla bitti ki Sakura'yı mantığa geri tokatlamak istedim.
İnsan mal olur tamam, mazoşist de olur da harbiden yani bu kadarı da fazla. (Mangada yarılmaktan önemsemiyor insan bu konuyu ama animede bitirmek için bir şeyler vermeleri gerekiyordu, bana fikrimi sorarsanız ormantiğe bağlamadıkları iyi olmuş ama daha çok kara mizaha sarkan bir şeye dönüşmüş sanki ya da ben sinirden öyle hissettim.)
Ayrıca Nozaki ailesini ve Mayu'yu görebilmek hoştu ama ben Mayu'yu adam gibi bir karakter olarak görmek istiyordum animede. Yani kenarda köşede bir boy gösterip sadece mangayı okuyanların çığlıklarıyla son bulan sahnenin yıldızı olan mob karakter olmasını istemiyordum.
Sakın cansız nesneleri yumruklamayın. Çünkü genelde sert oluyorlar ve olan size oluyor.
(Halıyı yumrukladım ve herkes bunu garip buluyor. Bilmiyorum, hani zaten bir daha canlı olmayan bir şeyi yumruklamayı düşünmüyorum ama insan bir şeyi yumruklayınca normal sayılabilmesi için illa ki duvar ya da ayna mı olması gerekiyor?)
Algıda sıçıcılık konusunda, bugün dershanede YGS sınavına girdik ve ben fizikte Türkçe'nin sınırlarını zorlayıp beleşlikten ölen iki soruyu yanlış yaptım. (Hatta birinde yepyeni bir konu uydurmuşum farketmeden. İnsani bir biçimde yuvarlanması gereken şekilleri hangi frekansla döndürürsem grileşir, buna göre dönme sayısı ne olmalı diye ciddi ciddi düşündüm. Ve hayır soru sadece boyanmış dairelerin döndürülmesinden oluşuyordu.)
Artık "Hala çalışmaya başlayamadım." cümlesini kurmaktan o kadar bıktım ki çalışmam gerektiği konusunda bilinç altıma ağır baskıya giriştim. Çalışmam lazım. Çalışmam lazım.
Hala sistemden nefret ediyorum. Bana sunduklarından nefret ediyorum. Kısmen de olsa (bakış açınızın darlığına göre tamamene kadar değiştirebilirsiniz) şanslı tarafta da olsam insanların beni koydukları demir bir izolasyon kutusunda yaşamaktan sıkıldım. Hayatım boyunca ne yaparsam yapayım durduğum yerde sayacak olmak; boş yere strese girip, boş yere sinirlenip, boş yere üzülecek olmak fikri beni deli ediyor. Öldükten sonra arkama baktığımda hayatımın yarar sağlamak üzerine değil de sadece duvarları tırmalarken etrafa sıçrattığım toz topraktan oluşmasını istemiyorum. Hep kendimi düşünmek istemiyorum. Kendimi deli ediyorum. Hep etrafımdakiler hakkında düşünmek istemiyorum. Beni deli ediyorlar.
Aslına bakılırsa hayatta insanlar biraz daha anonim olsalar bilmiyorum sanki daha kolay olurdu. Karşımdakilerin insan olduğunun bilincine varmak bana zor geliyor. Onların fikirleri, düşünceleri, hayatları ve duyguları benim ilgimi çekmiyor. İlgimi çeken şey sadece onlar üzerindeki etkim. İnsanlarda bir anlık da olsa kendi yansımamı görebilmekten zevk alıyorum.
Ama anlık olarak yaşamak istemiyorum.
Aptal küçük etkileşimler dünyasında sürüklenmek istemiyorum. Ciddi bir iş yapmak istiyorum. Bir kere de olsun ayrıntılara takılmak istemiyorum. Tanıdığım, gördüğüm insanlar şu ana kadar beni hayattan soğutmuşken tarafsızca insanlara yararım dokunsun diyemiyorum.
Benim yardım etmek istediğim insanlar hayalimdeki yüzsüz kuklalar. Acizliklerini kendileri seçmemiş insanlar, şekiller, karartılar.
Benim tanıdığım insanlar ruhlarını ayrıntılara kusmuş insanlar. Elleri, yüzleri, yürüyüşleri, bakışları, duruşları zihnime işlemiş ve benliklerinden kararmış deterjanlı sular sızıyor. Bakıyorlar, yargılıyorlar, yiyorlar ve içiyorlar. Yani gerçekten yaşıyorlar. Çoğu ben onları ne kadar önemsiyorsam beni de o kadar önemsiyor, bir çoğu bana çerçöpmüşüm gibi bakıyor, daha çoğu içinse arkaplan malzemesiyim.
Toplum dendiğinde içim bulanıyor.
Ne kadar çok insan o kadar çok sorun.
Hala insanların hepsi benim gibi olsa sorunlar daha az olurdu diye düşünüyorum.
Yazıyı yazarken o kadar çok dikkatim dağıldı ki artık devam etmek istemiyorum. Ama sadece eğer çalışmazsam ve bu kadar aptalca bir sınavı adam akıllı bir başarıyla geçemezsem olan tek şey egoma olacak.
Bana sorarsanız, hiç bir şey çözülemeyecek kadar zor değildir. Eğer öyle olsalardı var olmazlardı.
Ve ben hakkıyla yapabileceğim bir şeyde tabanda sürünmek istemiyorum. Kendime olan saygı kırıntılarımı da kaybetmek istemiyorum. Ne kadar mantığıma saçma düşse de eğer başarısız olmak beni mutsuz ediyorsa artık başarısız olmak istemiyorum. Çünkü zaten hayatta beni deli eden yeterince unsur var.
Gekkan Shoujo Nozaki-kun'da 10. bölüme kadar güncel takip etmeyi başardıktan sonra gerisini koyvermemin ardından keskin bir U dönüşü yaparak 11 ve 12. bölümleri sonunda yükledim. Şu an izleyesim gelmiyor ama biraz karıştırdım ve son sahnede tam 'Eeeeüüğğğ shipe bağladılar ablama döktüğüm diller ettiğim inkarlar boşa gitti...' derken öyle bir sonla bitti ki Sakura'yı mantığa geri tokatlamak istedim.
İnsan mal olur tamam, mazoşist de olur da harbiden yani bu kadarı da fazla. (Mangada yarılmaktan önemsemiyor insan bu konuyu ama animede bitirmek için bir şeyler vermeleri gerekiyordu, bana fikrimi sorarsanız ormantiğe bağlamadıkları iyi olmuş ama daha çok kara mizaha sarkan bir şeye dönüşmüş sanki ya da ben sinirden öyle hissettim.)
Ayrıca Nozaki ailesini ve Mayu'yu görebilmek hoştu ama ben Mayu'yu adam gibi bir karakter olarak görmek istiyordum animede. Yani kenarda köşede bir boy gösterip sadece mangayı okuyanların çığlıklarıyla son bulan sahnenin yıldızı olan mob karakter olmasını istemiyordum.Sakın cansız nesneleri yumruklamayın. Çünkü genelde sert oluyorlar ve olan size oluyor.
(Halıyı yumrukladım ve herkes bunu garip buluyor. Bilmiyorum, hani zaten bir daha canlı olmayan bir şeyi yumruklamayı düşünmüyorum ama insan bir şeyi yumruklayınca normal sayılabilmesi için illa ki duvar ya da ayna mı olması gerekiyor?)
Algıda sıçıcılık konusunda, bugün dershanede YGS sınavına girdik ve ben fizikte Türkçe'nin sınırlarını zorlayıp beleşlikten ölen iki soruyu yanlış yaptım. (Hatta birinde yepyeni bir konu uydurmuşum farketmeden. İnsani bir biçimde yuvarlanması gereken şekilleri hangi frekansla döndürürsem grileşir, buna göre dönme sayısı ne olmalı diye ciddi ciddi düşündüm. Ve hayır soru sadece boyanmış dairelerin döndürülmesinden oluşuyordu.)
Artık "Hala çalışmaya başlayamadım." cümlesini kurmaktan o kadar bıktım ki çalışmam gerektiği konusunda bilinç altıma ağır baskıya giriştim. Çalışmam lazım. Çalışmam lazım.
Hala sistemden nefret ediyorum. Bana sunduklarından nefret ediyorum. Kısmen de olsa (bakış açınızın darlığına göre tamamene kadar değiştirebilirsiniz) şanslı tarafta da olsam insanların beni koydukları demir bir izolasyon kutusunda yaşamaktan sıkıldım. Hayatım boyunca ne yaparsam yapayım durduğum yerde sayacak olmak; boş yere strese girip, boş yere sinirlenip, boş yere üzülecek olmak fikri beni deli ediyor. Öldükten sonra arkama baktığımda hayatımın yarar sağlamak üzerine değil de sadece duvarları tırmalarken etrafa sıçrattığım toz topraktan oluşmasını istemiyorum. Hep kendimi düşünmek istemiyorum. Kendimi deli ediyorum. Hep etrafımdakiler hakkında düşünmek istemiyorum. Beni deli ediyorlar.
Aslına bakılırsa hayatta insanlar biraz daha anonim olsalar bilmiyorum sanki daha kolay olurdu. Karşımdakilerin insan olduğunun bilincine varmak bana zor geliyor. Onların fikirleri, düşünceleri, hayatları ve duyguları benim ilgimi çekmiyor. İlgimi çeken şey sadece onlar üzerindeki etkim. İnsanlarda bir anlık da olsa kendi yansımamı görebilmekten zevk alıyorum.
Ama anlık olarak yaşamak istemiyorum.
Aptal küçük etkileşimler dünyasında sürüklenmek istemiyorum. Ciddi bir iş yapmak istiyorum. Bir kere de olsun ayrıntılara takılmak istemiyorum. Tanıdığım, gördüğüm insanlar şu ana kadar beni hayattan soğutmuşken tarafsızca insanlara yararım dokunsun diyemiyorum.
Benim yardım etmek istediğim insanlar hayalimdeki yüzsüz kuklalar. Acizliklerini kendileri seçmemiş insanlar, şekiller, karartılar.
Benim tanıdığım insanlar ruhlarını ayrıntılara kusmuş insanlar. Elleri, yüzleri, yürüyüşleri, bakışları, duruşları zihnime işlemiş ve benliklerinden kararmış deterjanlı sular sızıyor. Bakıyorlar, yargılıyorlar, yiyorlar ve içiyorlar. Yani gerçekten yaşıyorlar. Çoğu ben onları ne kadar önemsiyorsam beni de o kadar önemsiyor, bir çoğu bana çerçöpmüşüm gibi bakıyor, daha çoğu içinse arkaplan malzemesiyim.
Toplum dendiğinde içim bulanıyor.
Ne kadar çok insan o kadar çok sorun.
Hala insanların hepsi benim gibi olsa sorunlar daha az olurdu diye düşünüyorum.
Yazıyı yazarken o kadar çok dikkatim dağıldı ki artık devam etmek istemiyorum. Ama sadece eğer çalışmazsam ve bu kadar aptalca bir sınavı adam akıllı bir başarıyla geçemezsem olan tek şey egoma olacak.
Bana sorarsanız, hiç bir şey çözülemeyecek kadar zor değildir. Eğer öyle olsalardı var olmazlardı.
Ve ben hakkıyla yapabileceğim bir şeyde tabanda sürünmek istemiyorum. Kendime olan saygı kırıntılarımı da kaybetmek istemiyorum. Ne kadar mantığıma saçma düşse de eğer başarısız olmak beni mutsuz ediyorsa artık başarısız olmak istemiyorum. Çünkü zaten hayatta beni deli eden yeterince unsur var.
18 Ekim 2014 Cumartesi
bir back vocalistin yeeyeyeyeyeleri
Her zamanki gibi neden bahsettiğimi bilmiyorum.
Lütfen buraya "farkettim ki son zamanlarda konuşamamaya başladım" temalı bir paragraf koyun.
Sorumsuzluk ve kayıtsızlık özelliklerimin kombosuyla ortaya çıkmış olan tembelliğimi yenemiyorum. Hayvan gibi ders çalışmam gerek (Daha doğrusu konu çalışmam gerek, sonunda kitap bitirmek gibi bir işlevim olmadığının farkına vardım. Kendimi zorlamak istemiyorum. Tek isteğim adam olmak. Lise konuları o kadar kolaymış ki ağlamak istiyorum ama yine de öğrenmeye üşeniyorum. 1 gün boyunca dua etsem Allahım nolur şu tembelliği al tepemden ölesim geliyor desem geçer mi acaba (elbette aradığınız sonuç bulunamadı) diyorum ama açıkçası dışarıdan kendimi ders çalışmak yerine tembellikten kurtulmak için dua ederken bulsam tokatlardım ama işte kendimle aynı bedendeyim tokat atmak saçma geliyor.)
İnsan iradesinin %99999 unu ele geçirmiş veya otizm gibi şeyler hariç psikolojik bozuklukların genetik olduğuna inanmıyorum. Beyin kimyasına falan tükürürüm. İnsanların %98'i (yüzde doksan sekizi) kendi kendilerine manyak oluyor. Genetiğinizi suçlamayın. Eğer boş yere genetiğinizi suçluyorsanız da o böbreklere ihtiyacınız yok demektir. Gece gece yatağınızın kenarında bir gölge belirirse bilin ki o benim ve böbrekleriniz için geldim. (dediğim gibi onlara ihtiyacınız yok)
"Bak, onu öküz gibi yeme." dememe rağmen wasabiyi kıytırık bir biber sosu gibi yiyen moron ablam için 1 dakikalık saygı duruşu. (Evet telef oldu.)
Haber bültenimize saçlarını kıçlarına kadar uzatmaktan zevk alan hatun kısmısının aslında evrimde geriye giderek kıl topuna dönüştüğünün bilim adamları tarafından kanıtlandığı haberiyle devam ediyoruz.
Bir şemsiye aldım. Şu şeffaf şemsiyeler var ya (beni bunu almaya itenin bir fanfiction olduğu söylentisine aldanmayın kesinlikle yalan), aslında mavi ve şeffafından alacaktım ama tüm Konya'yı (Aslında sadece Zafer'e baktım da Zafer deyince Konya'da yaşamayan hiç kimsenin aklında bir şey oluşmayacak o yüzden susuyorum.) dolaşmama rağmen bir türlü mavisinden bulamadım. Her neyse konu bu değil.
BU LANET ŞEMSİYENİN ÜZERİNE KAÇ HAFTADIR BİR DAMLA YAĞMUR DÜŞMEDİ VE SON 1 HAFTADIR HAYVAN GİBİ YAĞMUR YAĞIYOR BEN DE SABAH 8 DEN AKŞAM 8 E KADAR DIŞARIDAYIM AMA HALA BİR DAMLA (GENELLİKLE 1 MİLİMETRE KÜP VE 3 MİLİMETRE KÜP ARASINDAKİ GÖKTEN DÜŞEN SU TOPLULUĞUNUN BİR ÜYESİ) YAĞMUR GÖRMEDİ SALAK ŞEMSİYE BENCE BU NANE LANETLİ.
Rüyalarımda fantastiğe bir kayış var ama aynı zamanda fanficlerden bir esinti de karışmış (sonunda gece gündüz fanfiction okumanın yan etkisi yandan yandan vurmaya başladı) bu yüzden, tamam bilim kurgu çok güzel bir şey ama spf01 (espief-o-van) isimli asker ablacığımız, lütfen dare amaçlı milleti elleme, ben kitap okumama rağmen aslında senin ne halt y
[Rüyamda Ursula'dan bozma bir evrenler arası bağlantı kurulmuş dünyada patlak veren dünyalar arası savaşımsı bir şey işleniyordu ve bu aslında ablamla okuduğumuz (bir tek kitabı aynı anda okuyorduk bu nasıl bir saçmalık bilmiyorum) bir kitaptı ve okurken aynı zamanda yaşıyormuş gibi izliyorduk (şu kitap okumalı filmler gibi yani arada yan karakter olarak çıkıp kitap okuduğumuzu belli eden kısımlar vardı) ve pilot amcanın karısı tam bir Padme Amidala'ydı. Padme senden nefret ediyorum. Ayrıca spf01'ın adını nasıl telaffuz etmemiz gerektiği üzerine ablamla tartıştık ve ben o sırada kızın adı Sphen ve Sphiggo'yu andırıyor diye içten içe kuduruyordum.]
Onun dışında rüyam çok pis ütopik arka plan kasmıştı bilinçaltımla gurur duydum ama aynı zamanda bezelye beynimden arka planları çizmeyi bırak adam akıllı hatırlamayı bile beceremediği için utanıyorum.
Saygı duruşu arası II
Sims 4 çıkmış ve ben ağlıyorum.
Saygı duruşu arası II'nin sonu
Aslında resim çizebilmeniz gerekirken resim çizmemek nasıl bir duygu bilmiyorsanız bilmemeye devam edin çünkü çok sefil bir duygu. (En son kenma kafası çizip durmaktan (Haikyuu'da saçlarını çizebildiğim tek karakter olduğu için onu çiziyorum. Yoksa Kuroo'yu veya Oikawa'yı falan çizerdim. Nedense Kenma koca seride ısınamadığım tek karakter oldu.) dip boyasız insan çizememeye başladım ve bundan utanç duyuyorum.)
IHIMMMMMmm......
Şimdi neden bahsetmeliyim hiç bir fikrim yok ayrıca sims 4 videoları izlemekten dikkatim çok dağıldı o yüzden güle güle.
Lütfen buraya "farkettim ki son zamanlarda konuşamamaya başladım" temalı bir paragraf koyun.
Sorumsuzluk ve kayıtsızlık özelliklerimin kombosuyla ortaya çıkmış olan tembelliğimi yenemiyorum. Hayvan gibi ders çalışmam gerek (Daha doğrusu konu çalışmam gerek, sonunda kitap bitirmek gibi bir işlevim olmadığının farkına vardım. Kendimi zorlamak istemiyorum. Tek isteğim adam olmak. Lise konuları o kadar kolaymış ki ağlamak istiyorum ama yine de öğrenmeye üşeniyorum. 1 gün boyunca dua etsem Allahım nolur şu tembelliği al tepemden ölesim geliyor desem geçer mi acaba (elbette aradığınız sonuç bulunamadı) diyorum ama açıkçası dışarıdan kendimi ders çalışmak yerine tembellikten kurtulmak için dua ederken bulsam tokatlardım ama işte kendimle aynı bedendeyim tokat atmak saçma geliyor.)
İnsan iradesinin %99999 unu ele geçirmiş veya otizm gibi şeyler hariç psikolojik bozuklukların genetik olduğuna inanmıyorum. Beyin kimyasına falan tükürürüm. İnsanların %98'i (yüzde doksan sekizi) kendi kendilerine manyak oluyor. Genetiğinizi suçlamayın. Eğer boş yere genetiğinizi suçluyorsanız da o böbreklere ihtiyacınız yok demektir. Gece gece yatağınızın kenarında bir gölge belirirse bilin ki o benim ve böbrekleriniz için geldim. (dediğim gibi onlara ihtiyacınız yok)
"Bak, onu öküz gibi yeme." dememe rağmen wasabiyi kıytırık bir biber sosu gibi yiyen moron ablam için 1 dakikalık saygı duruşu. (Evet telef oldu.)
Haber bültenimize saçlarını kıçlarına kadar uzatmaktan zevk alan hatun kısmısının aslında evrimde geriye giderek kıl topuna dönüştüğünün bilim adamları tarafından kanıtlandığı haberiyle devam ediyoruz.
Bir şemsiye aldım. Şu şeffaf şemsiyeler var ya (beni bunu almaya itenin bir fanfiction olduğu söylentisine aldanmayın kesinlikle yalan), aslında mavi ve şeffafından alacaktım ama tüm Konya'yı (Aslında sadece Zafer'e baktım da Zafer deyince Konya'da yaşamayan hiç kimsenin aklında bir şey oluşmayacak o yüzden susuyorum.) dolaşmama rağmen bir türlü mavisinden bulamadım. Her neyse konu bu değil.
BU LANET ŞEMSİYENİN ÜZERİNE KAÇ HAFTADIR BİR DAMLA YAĞMUR DÜŞMEDİ VE SON 1 HAFTADIR HAYVAN GİBİ YAĞMUR YAĞIYOR BEN DE SABAH 8 DEN AKŞAM 8 E KADAR DIŞARIDAYIM AMA HALA BİR DAMLA (GENELLİKLE 1 MİLİMETRE KÜP VE 3 MİLİMETRE KÜP ARASINDAKİ GÖKTEN DÜŞEN SU TOPLULUĞUNUN BİR ÜYESİ) YAĞMUR GÖRMEDİ SALAK ŞEMSİYE BENCE BU NANE LANETLİ.
Rüyalarımda fantastiğe bir kayış var ama aynı zamanda fanficlerden bir esinti de karışmış (sonunda gece gündüz fanfiction okumanın yan etkisi yandan yandan vurmaya başladı) bu yüzden, tamam bilim kurgu çok güzel bir şey ama spf01 (espief-o-van) isimli asker ablacığımız, lütfen dare amaçlı milleti elleme, ben kitap okumama rağmen aslında senin ne halt y
[Rüyamda Ursula'dan bozma bir evrenler arası bağlantı kurulmuş dünyada patlak veren dünyalar arası savaşımsı bir şey işleniyordu ve bu aslında ablamla okuduğumuz (bir tek kitabı aynı anda okuyorduk bu nasıl bir saçmalık bilmiyorum) bir kitaptı ve okurken aynı zamanda yaşıyormuş gibi izliyorduk (şu kitap okumalı filmler gibi yani arada yan karakter olarak çıkıp kitap okuduğumuzu belli eden kısımlar vardı) ve pilot amcanın karısı tam bir Padme Amidala'ydı. Padme senden nefret ediyorum. Ayrıca spf01'ın adını nasıl telaffuz etmemiz gerektiği üzerine ablamla tartıştık ve ben o sırada kızın adı Sphen ve Sphiggo'yu andırıyor diye içten içe kuduruyordum.]
Onun dışında rüyam çok pis ütopik arka plan kasmıştı bilinçaltımla gurur duydum ama aynı zamanda bezelye beynimden arka planları çizmeyi bırak adam akıllı hatırlamayı bile beceremediği için utanıyorum.
Saygı duruşu arası II
Sims 4 çıkmış ve ben ağlıyorum.
Saygı duruşu arası II'nin sonu
Aslında resim çizebilmeniz gerekirken resim çizmemek nasıl bir duygu bilmiyorsanız bilmemeye devam edin çünkü çok sefil bir duygu. (En son kenma kafası çizip durmaktan (Haikyuu'da saçlarını çizebildiğim tek karakter olduğu için onu çiziyorum. Yoksa Kuroo'yu veya Oikawa'yı falan çizerdim. Nedense Kenma koca seride ısınamadığım tek karakter oldu.) dip boyasız insan çizememeye başladım ve bundan utanç duyuyorum.)
IHIMMMMMmm......
Şimdi neden bahsetmeliyim hiç bir fikrim yok ayrıca sims 4 videoları izlemekten dikkatim çok dağıldı o yüzden güle güle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
