9 Şubat 2013 Cumartesi

Bigbaboo

Son zamanlarda embesil bozması yazılar paylaşıp duruyorum. Kendimden bile sıkıldım artık.
Ama sıkılmadığım şeyler var. Yaşama sevinci gibi değil de, daha çok küçük ayrıntılar.
Mesela gecenin en soğuk anında hava aydınlanır ya. İşte güneşin doğmaya başladığı o yarım saati çok seviyorum. Her şey rezil bir sıçtın mavisine boyanıyor. Ama işte ben çok seviyorum o anı. İnsanın her şeyi sevesi geliyor o saatlerde.
Sonra tahta zeminlerin gıcırdamasını çok seviyorum.
Şu küçükken içirilen bir öksürük şurubu vardı ya, onun portakallısını çok seviyorum.
Bir de vitamin şurubu vardı, o da portakallıydı. Getirseler de diksem.
Sonra garip çilek şeklinde şekerler vardı. Şeker değil de ilaç işte. Pütür pütürdü. Onları da çok seviyorum.
Gözlerimin uykusuzluktan morarmasını da çok seviyorum. Burnumun gözümün hizasında olan kısmında yeşil bir damar açığa çıkıyor o zaman. Bir de morarmıyor tam. Böyle mavili yeşilli bir renk oluyor. Zaten bebekken de hep mordu gözlerim.
Mor demişken morlukların yeşile dönmesini de çok seviyorum.
Çok nadiren duyduğum bir koku var, böyle boğazım ve burnum bir anlığına tıkanınca geliyor sadece, onu da çok seviyorum.
Bacaklarımın sızlamasını da seviyorum.
Yeri geldi topalladığım zamanlar oldu, şimdi haksızlık etmeyeyim. 6 ve 7. sınıftayken dizlerimi mahvetmiştim, resmen eklem sıvısı kalmamıştı. Dizlerim falan gıcırdıyordu boyuna. Arada sekiyordum, uzun süre koşunca canım yanıyordu. 8'de de bir kaç defa bileğimi burktum ya da zedeledim.O zaman da çok topalladım. Farkettim de yürümeyi, koşmayı da çok seviyorum.
Sonra, ormanların filmlerde görüp de ferah sandığım kadar ferah olmadığını farkettiğimde hayal kırıklığına uğramıştım. Bahar ve yaz mevsiminde çalıları veya çayırları olan ormanlar iğrenç oluyor. Ama ormanları da seviyorum.
Sonra Ice'ı çok seviyorum. Ölümünü bile göremedim. Aptal kedi.
Ama olmuyor işte.
Beceremiyorum hiç bir zaman. Yazmak da istemiyorum bunları. Her şey bok gibi. Kargaların sesi bok gibi, arabaların sesi bok gibi, güneş yükselip kızıllaşmaya sonra da turunculaşmaya başladığı zaman her yer bok gibi. Geçmişin değerini bilemediğim için üzülüyorum. Gelecekte de bugünlerin değerini bilemediğim için üzüleceğim çünkü her şey daha beter bok gibi olacak.
Etrafımda yapışkanlar olmasından bıktım artık. Adı konulan ilişkilerden bıktım. Dip dibe yaşamak zorunda olduğum her insandan bıktım. Her tarafı yıkasım dağıtasım geliyor. Elektronik aletlerin yanında çok durunca beynim deliniyor, kulaklarım çınlıyor. Ama yine bir bok olduğu yok.
Millet bana acıyor. Sırf kendi boktanlığımın farkına vardım diye.
Benim kimsenin acımasına da, kollamasına da ihtiyacım yok.
Dudaklarımı yoluyorum, kafamın derisini kazıyorum, yüzümü deşiyorum. Yok, yok, yok. Çıkış yolu bulamıyorum anasını satayım.
En son 16 saat önce adam gibi yemek yedim. Midem omurgama yapıştı.
Odam onca günün ardından o kadar temiz duruyor ki tam ortasına kusasım var.
Annemler geri döndü. Esaretten mi kurtuldum yoksa esaretten çıkıp yeni bir esarete mi mahkum oldum bilmiyorum. Tek bildiğim her seçenekte daha fena sıçtığım.
Lavabodaki havlu çorap gibi kokuyor. Kimse fark etmedi herhalde. Bir tek ben mi ağzımı yüzümü oraya siliyorum?
Embesil gibi korkuyorum herhalde. Kuru cesaret de aptallıkmış.
İnsan olmaktan acayip sıkıldım. Ne halt oldu şimdi ben anlayamadım. Çok küçük yaşlardan beri ben olmasaydım daha iyiydi felsefesiyle büyüdüğüm için. Ya da burnuma mı sokuldu bilemiyorum.
Alakası yok da... Neyse.
Üst dudak yolununca daha çok acıyor yanlız. Uyarayım da ben.
Nedense ellerimi görünce çok irite oluyorum. Avcumu falan seviyorum da, işte, o elin dış kısmı var ya... Orası beni bunalıma sokuyor. Bakıp bakıp ne boktan bir yaratığım böyle diyorum. İntihar içgüdüsü uyandıran ellerim var, merhaba.
İnsan olmaktan utanmak suçsa fena sıçtım.

Böyle bitching around takılıyorum da kendimden de nefret ediyorum ha. Derdim ayh kimseler pheni anlamıyırrr, en byük dert bnm... şu bu falan değil. Cidden ne halt olduğumu ve bu durumdan nasıl kurtulacağımı anlayamadığım için böyleyim. Yani bu çelişki, paradoks her ne haltsa işte. Yaşamak bence öyle çünkü.
Geçen bi post gördüm tumblr'da. Yazan da paylaşan da belasını bulur inşallah. Adamlar ne dertsiz lan.
DÜNYADAQİ EN QÖTÜ HİSLRR .s.s.s
He ya he, sınavdan kötü almakmış.
İnsanlar tarafından aşağılanmakmış.
Vırtmış, zırtmış.

Bu kadar sığ insanlar da var işte. Onları da gergedan... öyle.

O değil de laskdjfdsfj bi haberde ördeğin gözüne sansür çekmişlerdi, çok gülmüştüm. Ortada zoofili vakası var, adamlar dalga geçer gibi random bir ördek resminin gözlerine sansür geçiyor. Beheyt beaa.

Bir de bloggerda yazdıklarını geri al tuşundan silip ileri tuşuyla tekrar yazılmasını izlemek çok eğlenceliymiş.

Pöhh. Sıkıldım. Tıkandım. Bu bloga asla tam olarak yazamıyorum. Çok boğucu.

4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. CİDDEN. SANSÜRLÜ ÖRDEK LAN.
      Bir de haber çok ciddi bir haberdi. Mal gibi ördeğin gözlerine sansür geçmişler. Dalga geçiyorlar sandım bir an. Ki zaten dalga geçmekten bir farkı da yok bunun.

      Sil
  2. ...iyi gidiyodu. sonra. sonra ne ._. bi anda ortada arbede çıktı sandım olum eğer benim okuduğum hızda duygu değiştiriyosan çok pis bokuklandık demektir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygu falan değiştirmiyorum lan. Sen de beni manik depresif ya da onun adı her ne halttıysa ondan yapmaya çalışıyosun -_-"

      Sil