İnsanların ne kadar gerizekalı olduğunu söylemek her seferinde bana kalıyormuş gibi hissediyorum çünkü gerçekten muhtemelen insanoğlunun gerizekalılığı benden başka kimseye dert olmuyor.
İçimdeki nefrette boğulup öleceğim diye korkmaya başladım çünkü o kadar gerizekalısınız ki artık dayanamıyorum.
Gına geldi artık sizden.
Toplu katliam notu gibi ama gerçekten keşke hepiniz geberseniz, ben de gebersem de şu dünya bir rahat etse.
Ne kadar çok çalışırsan o kadar insandan sayılırsın mantığını yadırgamıyorum bile şiddetle karşı çıkıyorum çünkü bunun ne kadar besili olursan o kadar iyi bir kurbanlık olursun cümlesinden farklı bir mantık taşıdığını düşünmüyorum.
Yazın bokunda günde 6-8 saat ders işliyoruz. Okul başlayınca hafta içleri boktan okulumun 8 saatlik işkencesinden çıkıp bir de dershane saçmalığını çekmek zorundayım. Çünkü evet, adam olmam gerek. (Sanki adam olmam gibi bir ihtimal varmış gibi.)
Şu sistemi kuran gerizekalının götüne cehennem girsin. Girecek yer yoksa da ben gelip kendi ellerimle sokayım.
Gerçekten, şu dünyada benim adam olacağıma inanan tek bir insan bile var mı sanki?
Boktan bir farkım yok. Benden normal olmamı beklemeyin çünkü ben normal değilim. Ben lağamda yaşayan bir bokum zaten.
Eğer kendime doğru düzgün bir hayat edinmezsem beş paralık insanlar bana yüksekten bakar bok muamelesi edermiş.
Zaten ediyorlar merak etmeyin. Herkesin ciğeri beş paralık. Ağızlarına sıçmaya bile çekiniyorum. Çünkü sevgili biyolojik atığım o sümük beyinliler yüzünden tekrar doğaya karışamaz o zaman.
Asla kibirli olmadığımı söylemedim çünkü yapı taşlarım genel olarak kibir ve nefretten oluşuyor. Ama gerizekalı insanların bana ucube olduğum nedeniyle (sanırım aynaya bakmaktan bilinç altları ucube kelimesinin gerçek anlamını reddetmiş çünkü bilirsiniz bir kelime çok kullanılırsa anlamsızlaşmaya başlar) sıçayım bu cümleyi tamamlamıyorum falan.
Adam gibi bir meslek edinmezsem ne olur?
Gerizekalı tanıdık müsvetteleri veya sokaktan geçen her moron ne zaman evlenecek bu kız diye sorar. Ben de kafalarını asfalta gömerim.
Gerizekalı toplum bana acır. Ben de omurgalarını kırıp iliklerini köpeklere veririm.
Ailem sanki mümkünmüş gibi bana daha çok sass yapar boktan hayatımı burnuma sokar. Ve evet sanırım ip kopuyor bilmiyorum ama artık sinirden kudurmak üzereyim.
Evet çünkü ben ablam kadar başarılı olamam. Evet çünkü ben zaten her ortamda 2. sınıf insan olmak için biçilmiş bir kılıfım. Evet, zaten insanlar gerçekte kendi hayatlarından başka bir boku takmıyorlar çünkü tanıdıkları herkes onlar için yaşıyor.
Evet çünkü benim beyin kimyam bozuk. Benim psikolojik sorunlarım var. Ben insanları değiştirmeye çalışıyorum. Ben çok nefret doluyum. Çok safım. Çok aptalım ve çok tembelim.
Evet çünkü benim zaten yaşamaya hakkım yok. Çünkü hiç bir açıdan yaşamak denen kavramın hakkını veremiyorum.
Evet çünkü ben her boyutta her dünyada yanından geçerken yüzünüzü buruşturacağınız değersiz bir bokum.
Bir insana bunları hissettirmek yerine bir insanı dünyaya getirmemeyi seçin lütfen.
Çünkü gerçekten hoş değil.
Bir insanın hayatına sıçmak gerçekten hoş değil.
Herhangi bir canlının hayatına sıçmakta hiç hoş değil.
Ve gerçekten acı çekiyorum. Ben yaşamak istemiyorum. Ben bunları görmek istemiyorum. Her gün insanlar ölürken ben hak etmediğim bir hayatın içine etmek istemiyorum.
Ben şu an elimde olan ve olmayan hiç bir şeyi hak etmedim.
Siz daha az bencil olamazsınız. Daha az kibirli olamazsınız. Daha az görgüsüz ve ruhsuz olamazsınız.
Siz busunuz. Sizi siz yapan bunlar.
Çünkü siz böyle doğdunuz değil mi?
Hiçbir insan belirli bir kişilikle doğmaz.
Doğduğunda genlerinizden başka kesin olan hiçbir özelliğiniz olmaz.
Kendinizi yalanlarla kör etmeyi bırakın.
Bırakın çünkü sizden nefret ediyorum.
Hepiniz benim kadar acı çekin istiyorum.
Çünkü hayat mutlu olmak için çok kısa.
Aptal olmak için çok kısa ve yaşamak için de çok kısa.
Çünkü hayat bir sınav ve bu sınavda ne kadar fena sıçtığınızı fark edin istiyorum.
15 Ağustos 2014 Cuma
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Sizin Kaybınız
Bunları bilmiyorsanız emin olun benim hakkımda hiç bir fikriniz yok demektir.
- Örümceğim Böceğim şiiri
- "Leş yedim çöp yedim." atasözü
- Ergenus Tettificus belgeselleri
- Enişte Hapishanesinde Hormon Polisi (gurur duymuyorum ama mecburdum)
- Dışk-meow, serameow ve tekirdağın tekiri efsaneleri
- Telefonla el yakmak
Sınırsız İnternetşaka yaptım. Sınırsız Nefret- Rezalet efektleri olan komik bilim kurgu filmleri hayranlığı
- Sevgi dolu şeyler okuyunca parmağa kramp girmesi
- Çözümlenememiş içsel debeleniş
- Üşengeçlikten 10 kilometre yürümek
- Küfrettiğin her şeyle 1 saniye sonra sınanmak (Herhalde Allahın sevdiği kuluyum bilmiyorum.)
- Simste neredeyse her seferinde bir beach karakter yapmak
- Toplum arasına karışıldığında gereğinden fazla yaralanma
- Nefret demiş miydim
- Efor sarfetmemekten yosuna dönüşmek
- Patates kızartması
- Kareli defterde doğru satırları atlamak
- Vasıfsız embesiller
- Hobbitland ve Hobbitland şarkısı
- Mortal Kombat'taki sakız kız
- Beyazı siyah göz
- Damarlar
- Fakirlik ve Zenginlik
- Her bir bokunu kendin yapma zorunluluğu
- Hayata sıçışta parabolik verileri tutturmak
- Bir şeyleri sıkmak
- Gerizekalı yerine konulmak
- Evde Tek Başına'daki çocuk vs ben
- Tuvalet
- Dürüm
- Anime saçı
- Purotekü purotekü
- Sosis
- GDO
- Oh-fuck-Luke
- İppai büüürü büüürü büürüüüberii
- Leo Leo
- Dünya üzerindeki en eğreti friendly foes ilişkisini uydurup sonra da tıngırına takmamak
- Unutulan karakter adları
- Travma sonrası sinir krizi
- Bir oturuşta yarım kilo maraş dondurması yemek
- Sınav zamanlarında yayınlanan muhteşem belgeseller
- Basılmak ya da basılmamak işte tüm mesele bu
- Enayi
- Utanınca domuz gibi terlemek (bunu ben de yeni keşfettim)
- Sınırsız yeme yeteneği
- Sınırsız aç kalma yeteneği
- Uyumadan önce deli gibi ayak sallamak
- Aklımdan geçen deli sorular
- Aklımdan geçen gerçek şeyler
Ve testimizin sonunda kimsenin benim hakkımda gram fikri olmadığı sonucuna varıyoruz.
Bu aynı zamanda şu anda dünya üzerinde nefes alan hiç bir insanımsının nasıl çöp gibi hissettiğimi anlayamayacağı anlamına geliyor.
Benden adam olmayacağını biliyorum ve programımıza burada son veriyorum.
6 Temmuz 2014 Pazar
Hayatım Olmuş Kepislok
Şu an burada olmamın tek nedeni sanırım kaşınıyor olmam. Cam sonuna kadar açık sivriler benimle attack on titan oynuyor gibi hissediyorum. (Ki odada hiç sivri olmayabilir, hayal gücüm saçmalamış ve algılarım göçmüş de olabilir.)
Tüm yıl "Şu boş günlerinizi mumla arayacaksınız, çalışın." diyen insanlar gördüm. Ve okul kapandığından beri (aslında okul kapanmadan 1 hafta önce ben okulu kapattım) 20-30 soru falan çözdüm. Arada vicdanımı rahatlatmak için derslerle alakalı terimleri mırıldanıyorum içimden. Sonra da saçmalama ninja kapa çeneni vur kafanı yastığa yat diyorum.
Sanırım ben cidden şu geek denilen tayfaya dahil sayılıyorum. Tek eksiğim insanların beni itip kakmaması ve Star Trek'le alakam olmaması. Diğer tüm koşulları sağlıyorum.
Kendime gerizekalı olduğumu kanıtlamak için EQ, SQ testleri falan çözecektim ama çözecek adam gibi bir yer bulamadım. Profesyonel ya da değil her çözdüğüm testte saçma salak sonuçlar alıyorum. Hayır zekiyim, dahiyim de haberim mi yok sanki. Allah aşkın güldürmeyin beni. Kendi bok çukurumda ölmek üzereyim resmen.
Bir ara erkekleri kıskandığımı düşünüyordum. Çünkü toplum baskısı olmadan istediklerini yapıyorlardı vesaire. Şu an sanırım kimse umrumda değil. Herkes ayrı göt. İnsanları sınırlandırmamak lazım. Her yeni gün beni saçmalıklarıyla şaşırtmayı başarıyorlar.
O yüzden takmıyorum.
Pislikten saçlarımın yeşile döndüğü artık bilimsel olarak kanıtlandı.
Bel çekmeyi öğrendim. Hiç bir bok olamazsam merdiven altı şifacı falan olurum.
Şu an komik olan herhangi bir şeyi yazmaya ne tahammülüm ne de enerjim var. Ölüyorum.
Boktan deli ilaçlarından kurtuldum. Doktor kullansan iyi olur falan filan dedi, anam babam kemküm etti ama ben tedaviyi reddediyorum. Daha doğrusu sizin normallik anlayışınızı reddediyorum. Bok yiyin. Sinirlilik, asık suratlılık doğamda var arkadaş benim. İlkokulda gördüklerinizin hepsi ilüzyondu, sağlıklı bir gelişme süreci geçirebilmem için bedenimin savunma mekanizmasıydı. Ha doğru düzgün başaramadı ama salla gitsin. Zaten bebeklik fotoğraflarımda orijinimi gayet belli etmişim. Herkese doğuştan somurtkan bir uyuz olduğumu kanıtlayabilirim.
Ağlayamadığımı farkettim. Ama çok kötü bir şey de değil bence. Zaten ağlamaktan tiksiniyorum.
Şu sıralar fazla sosyalleştiğimden hayat felsefem olan "Burnunu sokma ne bok yerlerse yesinler." mottomu biraz unutmuşum. Fazla sosyallikten kastım yine bayağı ağır bir yatakta yuvarlanma dozu ama ha moda takılıp da dünyayla irtibatı kesmediğim sürece o benim için sosyalliktir.
Beyinsizler en nefret ettiğim insan cinsi.
İşsizlikten saçma salak testler çözüp duruyorum internette. 16personalities şeysinde INTP çıktım ve bana göre en havalısı o. Kendimle gurur duyuyorum çünkü en havalı olarak bulduğum bir karakter tipine sahipmiş gibi görünmeyi başardım.
Ama gerçek nedir bilemem.
Sapık değilim ama sapıkların uğraştığı şeylerle uğraşıyorum çünkü çok işsizim.
(Şu an tüm fangirl alemine bildiğin küfrettim.)
Şu "Eskiden ne salakmışım bea." ve benzeri cümlelerin yıllar geçse de tekrarlanmaktan asla bıkmaması benim sinirlerimi zıplatıyor. Seni bilemem blog. Zaten beynin falan da yok.
İnsanlar kendilerini bir yere adamak için neden bu kadar götlerini yırtıyor anlamıyorum.
Hiç kimse bir yerlere ait değildir. Hiç kimse birilerine ait değildir. Sevgi beklemekten vazgeçin artık. Biraz gerçekçi olursanız ölmezsiniz.
Her zamanki gibi HO HO HO
Kendi hayal gücüm beni acayip baymaya başladı.
Her şeyin içi boş geliyor.
Şu an dünyayla en alakalı üzüntüm kaslarımın eridiğini düşünmem.
Sanırım üzülmeyi de unuttum.
Yeniden kazandığım hobilerim arasında ne kadar boktan bir insan olduğumu düşünmek ve tüm insanlardan tiksinmek yer alıyor.
Ne zaman hatırlamıyorum ama psikolojik bir travma atlatmıştım. Görmemem gereken şeyleri görmekte muhteşemim.
Kabuslarım normal insanlar gibi korkunçlu, ölümlü şeyler olmuyor. Birileri ön sevişme yapıyor ben kusuyorum. Neyseki en son geçen yıl kabus gördüm. Ya da bu yıl mı......... Her türlü kusmunç.
Kollarımdaki damarlar pörtledi desem yeridir. 2 gram kas yaptım diye mi oldu yoksa biyolojik sıkıntılar mı çekiyorum hiç bir fikrim yok.
Yüzmeye başlamıştım ama gitmekten çok gidemiyorum. Hayata karışmaya çalıştığım anda belamı buluyorum. Şu iki ayda kaç kez yaralandığımın haddi hesabı yok.
Bir insan tipi var. Ondan nefret ediyorum diyecektim de yok daha saçma insan tipleri de var aslında hepinizden nefret ediyorum insanlar.
'Saçınızı nasıl daha kısa kestirebilirsiniz?' yarışmasına katılmış gibi hissediyorum çünkü cidden şu ensemdeki saçlar beni uyuz ediyor. Toptan kazıtsam kime ne sanki, ama olmaz işte her beynini kullandığını zanneden gerizekalı gelip kafamın etini yer. Şapka takmamı bile anormal olarak görenler var ki, vay canına, şapkalar takılmak için vardır. Moda aksesuarı olmak için değil. Güneşe tahammül edememem ve sweatshirtlerin kapüşonlarını aktif olarak kullanmam bir anormalite değil.
Kendi hayatınız ve kıçınıza girip çıkan bitti de anime karakterleri üzerinde analiz yapıyorsunuz ya yuh kardeş. Benden işsizi yok sanıyordum meğer ne manyaklar varmış.
Adamlar her bir şeyin analizini yapıyor ama analiz yapmayı gerektirecek beyin kapasitesinden ve mantık sahibi bir konudan binlerce ışık yılı uzaktalar.
Kendinize benzettiğiniz her şeyin üzerine atlamak zorunda değilsiniz.
Şimdi blog, bir hikaye anlatmak istiyorum. Çok eğlenceli. Kesin ölürsün hatta eğlene eğlene.
Bir zamanlar ben şu an olduğumdan daha maldım. Ergenliği yaşıtlarıma göre bir şekilde daha hafif atlattım ama kendi standartlarıma göre bayağı ağırdı, aslına bakılırsa şu an ergenliğe girip girmediğimden bile emin değilim yani ama şu bir gerçek ki evet bayağı maldım.
Nefret ettiğim insanlara onlardan nefret ettiğim için içten içe suçluluk duyuyordum. Ve beynim kendince analizler yaparak onların da benim gibi olduğunu, aslında bana benzer yönleri olduğunu ve hey, hadi ama fena olmadıklarını arkadaş olabileceğimizi söylüyordu. Böylelikle ben o insanlarla tekrar konuşana kadar onlara bir karakter yükleyip kendimi onların iyi insanlar olduklarına inandırıyordum. Ama sonra tekrar o amelelerin tiksinç seslerini ve içten pazarlıklı parlak gözlerini görünce evet, tekrar nefret etmeye başlıyordum.
Bu hikayeden çıkarılacak ana fikir birileriyle aranızda (muhtemelen gerçekte varolmayan) bir benzerlik bulduğunuzda saçmalarsınız ve evet analist weaabooların sorunu da tam olarak bu.
Bu hikayenin ana konusu ise zeka yoksunu beynimin insanlara olan güvensizliğimi ortadan kaldırmak için saçma salak yollara başvurması. Hani, zaten her şekilde insanlardan nefret etmeyi başarıyorum. En azından beynim kendine oyunlar oynamasa diyeceğim de biyolojik olarak karmaşık bir yapı olmanın getirdiği sorumluluğu taşımaya çalışıyor o da muhtemelen kendince.
Hevesim çok çabuk sönüyor. Sailor Moon Crystal'ın çizimlerini görünce hayal kırıklığına uğradım. Bence eski seri çok daha güzel görünüyor.
Ayrıca Free! fanları da iyiden iyiye beni kusturmaya başladı. Tumblrda dashboardum dashboard değil striptiz kulübü sanki. Bir polis kıyafetine bu kadar da ağır fantezi beslenmez arkadaş. Hormonlarınıza hakim olun. Bir yere kadar komik, ben de gülüyorum, tamam da bir sınırı var her şeyin.
Gerçek hayattan sıyrılırken Baralara olan nefretimi açıklamak istiyorum.
Baralardan nefret ediyorum.
Kuroko no Basket'in mangasına sırf Akashi'ye neler oluyor diye 260-262???. bölümden başladım ve vay canına, bir daha manga okuyacağımı sanmıyorum çünkü delice manyak şeyler oluyor ve ben artık "WHAT!?!?!? WHAT!?!??!?" naraları okumaktan gözyaşı kusacağım. (Aşırı gülmekten kaynaklanıyor.)
Bkz. Akashi Bokushi Oreshi Wirelesshi
(Ve kimse anlamadı.)
Bir şeyin kitabını okumadan Filmini/Dizisini izleyip hayran olan insanlara kıl oluyorum. Şu an bu konuyu tekrar su yüzüne çıkarmamın tek sebebi A Song of Ice and Fire serisi. Ya da herkesin bildiği adıyla Game of Thrones. Dizide sevişip, çıplak dolaşıp duruyorlar. Ne adam akıllı flashbackler var ne de sahneler kitaba adam gibi sadık kalabiliyor. Hikaye uydurmayı seven bir şahıs olarak en büyük zaafım, uydurduğum bir karakterin boş yere kötü olmayacağını düşünüp o karaktere sempati beslememdir. Ve dizide de aynen bu boku yiyorlar ki hani adam gibi izlemiş bile sayılmam aslında.
Her neyse bence ben artık sıkıldım.
Gerçek hayatta da nefret ettiğim şeyler üzerine beynimde yeterince tez yazıyorum zaten. Bence bu kadar yazı akıl sağlımı korumaya yeterli olur.
Otaki sama is hered desu yone (◡ ‿ ◡ ✿)
(Otaku konusunda dalga geçiyorum ne kadar gerçek bir först kılas bir weaaboo trash olsam da olmamaya çalışıyorum. Şu dünyada weaaboo olmakla yarışacak kadar rezil az şey var.)
Tüm yıl "Şu boş günlerinizi mumla arayacaksınız, çalışın." diyen insanlar gördüm. Ve okul kapandığından beri (aslında okul kapanmadan 1 hafta önce ben okulu kapattım) 20-30 soru falan çözdüm. Arada vicdanımı rahatlatmak için derslerle alakalı terimleri mırıldanıyorum içimden. Sonra da saçmalama ninja kapa çeneni vur kafanı yastığa yat diyorum.
Sanırım ben cidden şu geek denilen tayfaya dahil sayılıyorum. Tek eksiğim insanların beni itip kakmaması ve Star Trek'le alakam olmaması. Diğer tüm koşulları sağlıyorum.
Kendime gerizekalı olduğumu kanıtlamak için EQ, SQ testleri falan çözecektim ama çözecek adam gibi bir yer bulamadım. Profesyonel ya da değil her çözdüğüm testte saçma salak sonuçlar alıyorum. Hayır zekiyim, dahiyim de haberim mi yok sanki. Allah aşkın güldürmeyin beni. Kendi bok çukurumda ölmek üzereyim resmen.
Bir ara erkekleri kıskandığımı düşünüyordum. Çünkü toplum baskısı olmadan istediklerini yapıyorlardı vesaire. Şu an sanırım kimse umrumda değil. Herkes ayrı göt. İnsanları sınırlandırmamak lazım. Her yeni gün beni saçmalıklarıyla şaşırtmayı başarıyorlar.
O yüzden takmıyorum.
Pislikten saçlarımın yeşile döndüğü artık bilimsel olarak kanıtlandı.
Bel çekmeyi öğrendim. Hiç bir bok olamazsam merdiven altı şifacı falan olurum.
Şu an komik olan herhangi bir şeyi yazmaya ne tahammülüm ne de enerjim var. Ölüyorum.
Boktan deli ilaçlarından kurtuldum. Doktor kullansan iyi olur falan filan dedi, anam babam kemküm etti ama ben tedaviyi reddediyorum. Daha doğrusu sizin normallik anlayışınızı reddediyorum. Bok yiyin. Sinirlilik, asık suratlılık doğamda var arkadaş benim. İlkokulda gördüklerinizin hepsi ilüzyondu, sağlıklı bir gelişme süreci geçirebilmem için bedenimin savunma mekanizmasıydı. Ha doğru düzgün başaramadı ama salla gitsin. Zaten bebeklik fotoğraflarımda orijinimi gayet belli etmişim. Herkese doğuştan somurtkan bir uyuz olduğumu kanıtlayabilirim.
Ağlayamadığımı farkettim. Ama çok kötü bir şey de değil bence. Zaten ağlamaktan tiksiniyorum.
Şu sıralar fazla sosyalleştiğimden hayat felsefem olan "Burnunu sokma ne bok yerlerse yesinler." mottomu biraz unutmuşum. Fazla sosyallikten kastım yine bayağı ağır bir yatakta yuvarlanma dozu ama ha moda takılıp da dünyayla irtibatı kesmediğim sürece o benim için sosyalliktir.
Beyinsizler en nefret ettiğim insan cinsi.
İşsizlikten saçma salak testler çözüp duruyorum internette. 16personalities şeysinde INTP çıktım ve bana göre en havalısı o. Kendimle gurur duyuyorum çünkü en havalı olarak bulduğum bir karakter tipine sahipmiş gibi görünmeyi başardım.
Ama gerçek nedir bilemem.
Sapık değilim ama sapıkların uğraştığı şeylerle uğraşıyorum çünkü çok işsizim.
(Şu an tüm fangirl alemine bildiğin küfrettim.)
Şu "Eskiden ne salakmışım bea." ve benzeri cümlelerin yıllar geçse de tekrarlanmaktan asla bıkmaması benim sinirlerimi zıplatıyor. Seni bilemem blog. Zaten beynin falan da yok.
İnsanlar kendilerini bir yere adamak için neden bu kadar götlerini yırtıyor anlamıyorum.
Hiç kimse bir yerlere ait değildir. Hiç kimse birilerine ait değildir. Sevgi beklemekten vazgeçin artık. Biraz gerçekçi olursanız ölmezsiniz.
Her zamanki gibi HO HO HO
Kendi hayal gücüm beni acayip baymaya başladı.
Her şeyin içi boş geliyor.
Şu an dünyayla en alakalı üzüntüm kaslarımın eridiğini düşünmem.
Sanırım üzülmeyi de unuttum.
Yeniden kazandığım hobilerim arasında ne kadar boktan bir insan olduğumu düşünmek ve tüm insanlardan tiksinmek yer alıyor.
Ne zaman hatırlamıyorum ama psikolojik bir travma atlatmıştım. Görmemem gereken şeyleri görmekte muhteşemim.
Kabuslarım normal insanlar gibi korkunçlu, ölümlü şeyler olmuyor. Birileri ön sevişme yapıyor ben kusuyorum. Neyseki en son geçen yıl kabus gördüm. Ya da bu yıl mı......... Her türlü kusmunç.
Kollarımdaki damarlar pörtledi desem yeridir. 2 gram kas yaptım diye mi oldu yoksa biyolojik sıkıntılar mı çekiyorum hiç bir fikrim yok.
Yüzmeye başlamıştım ama gitmekten çok gidemiyorum. Hayata karışmaya çalıştığım anda belamı buluyorum. Şu iki ayda kaç kez yaralandığımın haddi hesabı yok.
Bir insan tipi var. Ondan nefret ediyorum diyecektim de yok daha saçma insan tipleri de var aslında hepinizden nefret ediyorum insanlar.
'Saçınızı nasıl daha kısa kestirebilirsiniz?' yarışmasına katılmış gibi hissediyorum çünkü cidden şu ensemdeki saçlar beni uyuz ediyor. Toptan kazıtsam kime ne sanki, ama olmaz işte her beynini kullandığını zanneden gerizekalı gelip kafamın etini yer. Şapka takmamı bile anormal olarak görenler var ki, vay canına, şapkalar takılmak için vardır. Moda aksesuarı olmak için değil. Güneşe tahammül edememem ve sweatshirtlerin kapüşonlarını aktif olarak kullanmam bir anormalite değil.
Kendi hayatınız ve kıçınıza girip çıkan bitti de anime karakterleri üzerinde analiz yapıyorsunuz ya yuh kardeş. Benden işsizi yok sanıyordum meğer ne manyaklar varmış.
Adamlar her bir şeyin analizini yapıyor ama analiz yapmayı gerektirecek beyin kapasitesinden ve mantık sahibi bir konudan binlerce ışık yılı uzaktalar.
Kendinize benzettiğiniz her şeyin üzerine atlamak zorunda değilsiniz.
Şimdi blog, bir hikaye anlatmak istiyorum. Çok eğlenceli. Kesin ölürsün hatta eğlene eğlene.
Bir zamanlar ben şu an olduğumdan daha maldım. Ergenliği yaşıtlarıma göre bir şekilde daha hafif atlattım ama kendi standartlarıma göre bayağı ağırdı, aslına bakılırsa şu an ergenliğe girip girmediğimden bile emin değilim yani ama şu bir gerçek ki evet bayağı maldım.
Nefret ettiğim insanlara onlardan nefret ettiğim için içten içe suçluluk duyuyordum. Ve beynim kendince analizler yaparak onların da benim gibi olduğunu, aslında bana benzer yönleri olduğunu ve hey, hadi ama fena olmadıklarını arkadaş olabileceğimizi söylüyordu. Böylelikle ben o insanlarla tekrar konuşana kadar onlara bir karakter yükleyip kendimi onların iyi insanlar olduklarına inandırıyordum. Ama sonra tekrar o amelelerin tiksinç seslerini ve içten pazarlıklı parlak gözlerini görünce evet, tekrar nefret etmeye başlıyordum.
Bu hikayeden çıkarılacak ana fikir birileriyle aranızda (muhtemelen gerçekte varolmayan) bir benzerlik bulduğunuzda saçmalarsınız ve evet analist weaabooların sorunu da tam olarak bu.
Bu hikayenin ana konusu ise zeka yoksunu beynimin insanlara olan güvensizliğimi ortadan kaldırmak için saçma salak yollara başvurması. Hani, zaten her şekilde insanlardan nefret etmeyi başarıyorum. En azından beynim kendine oyunlar oynamasa diyeceğim de biyolojik olarak karmaşık bir yapı olmanın getirdiği sorumluluğu taşımaya çalışıyor o da muhtemelen kendince.
Hevesim çok çabuk sönüyor. Sailor Moon Crystal'ın çizimlerini görünce hayal kırıklığına uğradım. Bence eski seri çok daha güzel görünüyor.
Ayrıca Free! fanları da iyiden iyiye beni kusturmaya başladı. Tumblrda dashboardum dashboard değil striptiz kulübü sanki. Bir polis kıyafetine bu kadar da ağır fantezi beslenmez arkadaş. Hormonlarınıza hakim olun. Bir yere kadar komik, ben de gülüyorum, tamam da bir sınırı var her şeyin.
Gerçek hayattan sıyrılırken Baralara olan nefretimi açıklamak istiyorum.
Baralardan nefret ediyorum.
Kuroko no Basket'in mangasına sırf Akashi'ye neler oluyor diye 260-262???. bölümden başladım ve vay canına, bir daha manga okuyacağımı sanmıyorum çünkü delice manyak şeyler oluyor ve ben artık "WHAT!?!?!? WHAT!?!??!?" naraları okumaktan gözyaşı kusacağım. (Aşırı gülmekten kaynaklanıyor.)
Bkz. Akashi Bokushi Oreshi Wirelesshi
(Ve kimse anlamadı.)
Bir şeyin kitabını okumadan Filmini/Dizisini izleyip hayran olan insanlara kıl oluyorum. Şu an bu konuyu tekrar su yüzüne çıkarmamın tek sebebi A Song of Ice and Fire serisi. Ya da herkesin bildiği adıyla Game of Thrones. Dizide sevişip, çıplak dolaşıp duruyorlar. Ne adam akıllı flashbackler var ne de sahneler kitaba adam gibi sadık kalabiliyor. Hikaye uydurmayı seven bir şahıs olarak en büyük zaafım, uydurduğum bir karakterin boş yere kötü olmayacağını düşünüp o karaktere sempati beslememdir. Ve dizide de aynen bu boku yiyorlar ki hani adam gibi izlemiş bile sayılmam aslında.
Her neyse bence ben artık sıkıldım.
Gerçek hayatta da nefret ettiğim şeyler üzerine beynimde yeterince tez yazıyorum zaten. Bence bu kadar yazı akıl sağlımı korumaya yeterli olur.
Otaki sama is hered desu yone (◡ ‿ ◡ ✿)
(Otaku konusunda dalga geçiyorum ne kadar gerçek bir först kılas bir weaaboo trash olsam da olmamaya çalışıyorum. Şu dünyada weaaboo olmakla yarışacak kadar rezil az şey var.)
22 Haziran 2014 Pazar
Homofobik???
Ben homofobik değilim. Sizi temin edebilirim.
Çünkü gaylerden korkmuyorum. Heterolardan da korkmuyorum. Çünkü şu dünyada akıl sağlığı toplum standartlarına göre (ki bu standart epey düşüktür sizi uyarayım.) ortalama ve altında olan insanlar bile bana sarkmaz. Kendi halinde mazoşistler bile bana sarkmaz. Bana sarkmak mide gerektirir dostum. Gerektirmediği şeyse beyin.
Ben homofobik değilim ve yine sizi temin edebilirim.
Boktan etiketlerinizi kıçınıza geri sokun yoksa ben sokmaya oraya kadar gelebilirim. Sinirli olduğum zamanlar üşenmediğim nadir zamanlardır.
İnsanların cinsel anlamda sapmış olması sonuçta benim suçum değil. Sevişmekten hoşlanmaları da benim suçum değil. Nasıl selfie çeken insanımsıları insandan saymıyorsam sevişen insanımsıları da insandan saymıyorum ve bana istediğinizi diyin fikrimi değiştiremezsiniz.
Sanırım sevişmek konusunda çok küçük bir aralık kapım var (zaten o da benim isteğim üzerine aralık değil), o da rasyonel mantığa oturtamadığım çocuk isteyen bir çocuğu olsun diye ölüp biten insanlar. Çocuk istiyorlarsa yapsınlar, ama şu boktan insanların arasına bir can daha getirip sonra da kendi lağamdan bozma beyniyle yeni bir gerizekalı yetiştirmek istiyorsa, tamam, bu tamamen kendi seçimleri. Hem üremek de canlıların ortak özelliği diyorlardı, ben pek inanmıyorum ama zaten bir şekilde illaki birileri çocuk sıçıyor. Artık bu iş benden geçmiş zaten.
Ben homofobik değilim ve sizi temin edebilirim ama artık bu işten sıkılmaya başladım.
Ayrıca bu konularda master yapması gerektiğini düşünen geri zekalıları da anlamıyorum. Yani size ne kardeşim bu onların hayatı. Evet, ayrıca bana ne ama zaten benim çok umrumda da değil. Sadece siz sexual orientation fan club'ı sinirimi bozmaya başladınız. Çok gerizekalısınız. O kadar gerizekalısınız ki günlük hayatımın yarısında kafama gözüme gökkuşağı kusup durmanız canıma yetti. Ben o renkleri seviyordum, beni sevdiğim nadir şeylerden birinden daha soğuttunuz göt beyinliler.
Ben hümanist değilim ve sanırım bunu anlamamanız için gerizekalılıkta çığır açmış olmanız gerekiyor.
Kendinizi özel hissetmek için yaptığınız şeyler umrumda değil. Gender fluid diye bir boku ortaya çıkarıp saçma salak pronounlarla insanların beyinlerinin içine sıçıp kendinizi tatmin etmeyi bırakın. Ben kız olmaktan çok mu memnunum sanıyorsunuz? Erkek olsam çok mu mutlu olacaktım sanıyordunuz? Böyle boklar yiyince mutlu mu olacaksınız sanıyordunuz? Ama her zamanki gibi yanılıyorsunuz çünkü çok geri zekalısınız.
Ayrıca ben kibirliyim ve bunu size kanıtlayabilirim.
Çünkü gaylerden korkmuyorum. Heterolardan da korkmuyorum. Çünkü şu dünyada akıl sağlığı toplum standartlarına göre (ki bu standart epey düşüktür sizi uyarayım.) ortalama ve altında olan insanlar bile bana sarkmaz. Kendi halinde mazoşistler bile bana sarkmaz. Bana sarkmak mide gerektirir dostum. Gerektirmediği şeyse beyin.
Ben homofobik değilim ve yine sizi temin edebilirim.
Boktan etiketlerinizi kıçınıza geri sokun yoksa ben sokmaya oraya kadar gelebilirim. Sinirli olduğum zamanlar üşenmediğim nadir zamanlardır.
İnsanların cinsel anlamda sapmış olması sonuçta benim suçum değil. Sevişmekten hoşlanmaları da benim suçum değil. Nasıl selfie çeken insanımsıları insandan saymıyorsam sevişen insanımsıları da insandan saymıyorum ve bana istediğinizi diyin fikrimi değiştiremezsiniz.
Sanırım sevişmek konusunda çok küçük bir aralık kapım var (zaten o da benim isteğim üzerine aralık değil), o da rasyonel mantığa oturtamadığım çocuk isteyen bir çocuğu olsun diye ölüp biten insanlar. Çocuk istiyorlarsa yapsınlar, ama şu boktan insanların arasına bir can daha getirip sonra da kendi lağamdan bozma beyniyle yeni bir gerizekalı yetiştirmek istiyorsa, tamam, bu tamamen kendi seçimleri. Hem üremek de canlıların ortak özelliği diyorlardı, ben pek inanmıyorum ama zaten bir şekilde illaki birileri çocuk sıçıyor. Artık bu iş benden geçmiş zaten.
Ben homofobik değilim ve sizi temin edebilirim ama artık bu işten sıkılmaya başladım.
Ayrıca bu konularda master yapması gerektiğini düşünen geri zekalıları da anlamıyorum. Yani size ne kardeşim bu onların hayatı. Evet, ayrıca bana ne ama zaten benim çok umrumda da değil. Sadece siz sexual orientation fan club'ı sinirimi bozmaya başladınız. Çok gerizekalısınız. O kadar gerizekalısınız ki günlük hayatımın yarısında kafama gözüme gökkuşağı kusup durmanız canıma yetti. Ben o renkleri seviyordum, beni sevdiğim nadir şeylerden birinden daha soğuttunuz göt beyinliler.
Ben hümanist değilim ve sanırım bunu anlamamanız için gerizekalılıkta çığır açmış olmanız gerekiyor.
Kendinizi özel hissetmek için yaptığınız şeyler umrumda değil. Gender fluid diye bir boku ortaya çıkarıp saçma salak pronounlarla insanların beyinlerinin içine sıçıp kendinizi tatmin etmeyi bırakın. Ben kız olmaktan çok mu memnunum sanıyorsunuz? Erkek olsam çok mu mutlu olacaktım sanıyordunuz? Böyle boklar yiyince mutlu mu olacaksınız sanıyordunuz? Ama her zamanki gibi yanılıyorsunuz çünkü çok geri zekalısınız.
Ayrıca ben kibirliyim ve bunu size kanıtlayabilirim.
29 Mart 2014 Cumartesi
AAAYYM NAT BEK
Evet, şinci yazmaya başlıyorum. Herhalde hızlı yazma konusunda dünya rekortmeni olma yolunda ilerliyorumdur ama her neyse.
Blogumun teması hala booktanlığın ötesinde ama ben takmıyorum siz de takmayın.
Nereden başlayayım bilmiyorum. Pek bir şey yaşamıyorum yani. O kadar uzun süre yoktum buralarda ama hiç bir şey değişmedi bende (Sizde değişti mi bilemem.)
Okul amele gibi. Adeta bir koyun ağılı. Gelen obez oluyor kardeşim bu okula.
Her neyse işte.
Okuldan ve çalışmadığım derslerden bahsetmek istemiyorum şu an.
(Blog yazmakta şu an insan ötesi bir booktanlığa ulaştım. (Bile bile booktan yazıyorum, çünkü booktan yazınca küfretmemiş gibi hissediyorum.))
Öncelikle seneye genel seçimlerde oy vereceğime inanamıyorum. Şaka gibi. Bence sandık başındaki memur benden 3 kere falan kimliğimi isteyecek çünkü hayır, 18'i geç 15 zor varım kardeş ben. Zihnen zaten 7 yaşından ileriye gidemiyorum. O apayrı bir mesele.
Şu an klavyeyle kas yapma girişiminde bulunmuş gibi hissediyorum. Bileğim kopmak üzere.
Size her zamanki tanıtım olmayan tanıtımlarımdan yapıciim şimdi.
(Allahım sanki birileri umursuyormuş gibi yazıyorum ya şunları çok hoşuma gidiyor lan. Bu blog sadece benim umrumda ve ben saçmalamakta dur durak tanımıyorum. Bir insan bu kadar mı narsist olur?)
Blogumun teması hala booktanlığın ötesinde ama ben takmıyorum siz de takmayın.
Nereden başlayayım bilmiyorum. Pek bir şey yaşamıyorum yani. O kadar uzun süre yoktum buralarda ama hiç bir şey değişmedi bende (Sizde değişti mi bilemem.)
Okul amele gibi. Adeta bir koyun ağılı. Gelen obez oluyor kardeşim bu okula.
Her neyse işte.
Okuldan ve çalışmadığım derslerden bahsetmek istemiyorum şu an.
(Blog yazmakta şu an insan ötesi bir booktanlığa ulaştım. (Bile bile booktan yazıyorum, çünkü booktan yazınca küfretmemiş gibi hissediyorum.))
Öncelikle seneye genel seçimlerde oy vereceğime inanamıyorum. Şaka gibi. Bence sandık başındaki memur benden 3 kere falan kimliğimi isteyecek çünkü hayır, 18'i geç 15 zor varım kardeş ben. Zihnen zaten 7 yaşından ileriye gidemiyorum. O apayrı bir mesele.
Şu an klavyeyle kas yapma girişiminde bulunmuş gibi hissediyorum. Bileğim kopmak üzere.
- Çok ilginç bir şekilde Konya Kyoto'yla kardeş şehir ve Konya'da Japon parkı diye bir yer var. Konya'daysanız gidin derim. (Lafım sanırım ani-sea-ko'ya sdlkfj tek Konya'da yaşayan biziz qnq. (Tabi hala yaşıyorsan...(gerçi ben de yaşamıyorum boşver ölmek güzel))) Oradaki restoranda fajita yiyin. AĞLAMAK İSTİYORUM O KADAR GÜZEL BİŞİ.
- Babamın deri ceketi varmış. YILLARCA GÖZÜMÜN ÖNÜNDE GİYMİŞ. BENİM HABERİM YOK. BU NASIL BİR İNSAFSIZLIK ARKADAŞ? Ben de deri ceket almaya karar verdim. Ama sanırım erkek reyonundan alıcam ve muhtemelen +30 yıl onu giyicem. (Altına eşofmanla elbette.)
- Eşofman demişken Noragami bitti ;A; Garip ama Yato alakasız bir şekilde bana benziyordu. Islak eller, alakasız resim yeteneği ve daima eşofmankombo bir kişiliği olmasıyla. İddia ediyorum, Yato'nun ayakları da terliyordur. (Benim terliyor da.) O değil de Noragami bittikten sonra internete girmek için bir sebebim kalmadı. Zaten rüyalarımda yeterince internete giriyor veya eğleniyorum. Uyku çok büyük bir nimet işte.
- Çalışmıyorum derken asla dalga geçmem. Geçen hafta ya da ondan önceki hafta (Biraz zaman kavramımı kaybettim de...) 4 günde 47 saat uyudum. BENCE ABARTIYORUM.
- Okulda eski bir arkadaşım ve 2 yeni yeni aramızın iyi olduğu arkadaşla takılıyorum. İyi aslında ya çok rezil değil. Tek sorun tembellikten ölmem.
- Seçim arabalarının alayının altına mayın döşemek istiyorum.
- Bi halt gelmiyor ki aklıma da.
Size her zamanki tanıtım olmayan tanıtımlarımdan yapıciim şimdi.
(Allahım sanki birileri umursuyormuş gibi yazıyorum ya şunları çok hoşuma gidiyor lan. Bu blog sadece benim umrumda ve ben saçmalamakta dur durak tanımıyorum. Bir insan bu kadar mı narsist olur?)
Mülksüzler
Bence Ursula K. LeGuin manyakça zeki bi kadın ve ne kadar görüşlerimiz benzemese de (görüşlerimizin nerelerde benzemediğini iki saat açıklamıycam ama genel olarak cinsellikte falan şeediyoz herhal) kitaplarını okumak için yerlerde yuvalanmaya başladım.
İlk olarak LeGuin okumaya mülksüzlerden başladığım için başlarda baya bir inme indi beynime ve ne yalan söyleyeyim yani kadın ağır yazıyor ama bence çogzel yani okuyun okutun. Hatun ölmeden cebine biraz para katın.
Ayrıca gördüğünüz üzere Türk ve Gavur kapakları arasındaki fark uzayda 3 ışık yılı yol katetsek bile kapatılamayacak kadar büyük.
Karanlığın Sol Eli
Valla bu kitap da güzeldi. Okuyun bince. Ben beğendim.
Bunu da satın almadan okuduğum kitaplar listesine ekliyorum. (Biliyorum önceden böyle bir liste yapmamıştım ama aslında aklımda böyle bir liste var.) Açık konuşmak gerekirse kitapta komik bir yer gelene kadar salak salak okumanız gereken amele velet Deccal kısımları da var ama onun dışında acayip komik. Aslında ben bu kitabı 9. sınıftan beri okumayı planlıyordum ama nasip olmadı işte, param yoktu bir de ekşisözlükteydi sanırım, birileri çevirisinin berbat olduğunu söylüyordu. O yüzden biraz ön yargıyla yaklaştım. Ama çogzeldi gerçekten. Crowley, Aziraphale'in katılaşan sıcak çikolatası, Cadı Avcısı Çavuş Shadwell'in amansız Güneyli Nonoş lafı, Aziraphale, M25 karayolu, Mahşerin Dört Atlısı ve 2 hafta arabanın içinde kalan tüm kasetlerin Best of Queen olmasına aşık oldum sanırım.
Demeye çalıştığım (başta tam belirtememiş olabilirim ama) kitap çogzeldi. Okuyun, okutun.
Şey bu arada alttaki resmi ben bildiğin google'dan çorladım yani kim çektiyse kusura bakmasın. HAKKINI HELAL ET YENGE.
Kıyamet Gösterisi
Bunu da satın almadan okuduğum kitaplar listesine ekliyorum. (Biliyorum önceden böyle bir liste yapmamıştım ama aslında aklımda böyle bir liste var.) Açık konuşmak gerekirse kitapta komik bir yer gelene kadar salak salak okumanız gereken amele velet Deccal kısımları da var ama onun dışında acayip komik. Aslında ben bu kitabı 9. sınıftan beri okumayı planlıyordum ama nasip olmadı işte, param yoktu bir de ekşisözlükteydi sanırım, birileri çevirisinin berbat olduğunu söylüyordu. O yüzden biraz ön yargıyla yaklaştım. Ama çogzeldi gerçekten. Crowley, Aziraphale'in katılaşan sıcak çikolatası, Cadı Avcısı Çavuş Shadwell'in amansız Güneyli Nonoş lafı, Aziraphale, M25 karayolu, Mahşerin Dört Atlısı ve 2 hafta arabanın içinde kalan tüm kasetlerin Best of Queen olmasına aşık oldum sanırım.Demeye çalıştığım (başta tam belirtememiş olabilirim ama) kitap çogzeldi. Okuyun, okutun.
Artık gitmem gerek, Elveda blog.
Elveda hayatım.
DERSANEYE YİNE GEÇ KALDIM... :c
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

